20.10.2017 / Mikroskopla Örümceği Çekti Türkiye’ye Ödülü Getirdi


Bir Kare 9 Saat...
Alagöz, Emre Can
88 ülkeden 2 binin üzerinde fotoğraf arasında zıplayan örümceğin portresi Türkiye’ye ödül kazandırdı. Emre Can Alagöz’ün mikroskopla çektiği fotoğraflar, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor.


“Nikon”un bu yıl 43’ncüsünü düzenlediği fotomikrografi yarışmasında onursal mansiyon ödülünü genç bir fotoğrafçımız aldı. 88 ülkeden gelen 2 binin üzerindeki fotoğraf karesi arasında, zıplayan örümceğin gözleri yarışmaya damgasını vurdu. Emre Can Alagöz’ün mikroskopla yaptığı çekimler, bizi ayrıntılara götürüyor.

Emre Can Alagöz, “Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü”nde öğrenci. Alagöz bizi, çektiği fotoğraflarla günlük hayatta hiç fark etmediğimiz canlıların ayrıntılarına götürüyor. Korkunç ya da iğrendiren bir canlının yakından bakınca ne kadar sevimli olduğunu gösteren bu karelerin her biri en az 9 saatlik çalışmanın ürünü. Alagöz, gökyüzüyle başlayan fotoğrafçılık serüvenini anlattı: “Astronomiye çocukluğumdan beri ilgi duyuyordum. Gökyüzünü incelemeyi çok seviyordum. Arkadaşımla birlikte bir teleskop aldık. Güneş’i, Ay’ı, yıldızları izlerken bunları başkalarına da gösterme isteği doğdu. 16 yaşında fotoğraflarını çekmeye başladım. O zamandan itibaren fotoğrafı kendi hislerimi anlatma biçimi olarak kullandım. Bir süre sonra uzay yetmedi. Dünya’ya indim. Evimizdeki ufak makineyle deneysel olarak makinenin önüne büyüteç koyup böceklerin gözlerini, çiçekleri yakın plan çekmeye çalışıyordum. İnsanlara her zaman gördüğümüz şeyleri daha farklı göstermek çok hoşuma gitti. Her zaman yanından geçtiğimiz bir şeyin daha yakından geçtiğimizde çok daha güzel görünebileceğini göstermek istedim.”

Yapbozun Parçaları
Plankton
Mikroskopla fotoğraf çekimi dünyada bilinse de Türkiye’de çok yaygın değil. Alagöz, mikroskopla çekim yapmayı deneme yanılmayla çözmüş. Yaklaşık 18 aydır bu teknikle çalışıyor. En temel zorluğu, çekim yapılan alanın boyutlarının çok küçük olması. Alagöz, tekniğin ayrıntılarını özetledi: “Genellikle ölü olmaları gerekiyor. Çalıştığımız alan dar olduğu için örneğin bir örümceğin her bölgesini ayrı ayrı fotoğraflamak gerekiyor. Daha sonra elde ettiğim 130 ila 500 kare fotoğrafı, bir yazılım yardımıyla birleştiriyorum. Odağı değiştirerek çok daha fazla fotoğraf çekerek en yüksek kalitede görüntü elde etmeye çalışıyorum. İnsan gözünün ayırt edemediği ayrıntılar olduğu için çoğu zaman çekeceğim canlıyı konumlandırmak, doğru pozisyona getirmek zor oluyor.”

Emre Can Alagöz’e ödül kazandıran örümcek fotoğrafı bir yıl önceki bir çalışmanın ürünü. Alagöz, “İlk çektiğim örümcek fotoğrafıydı. Daha, şu anki teknik kaliteye erişememiştim. Öte yandan Türkiye’de bu kadar fotoğrafçı olmasına rağmen böyle bir yarışmada Türkiye’den fotoğrafçı olmaması beni biraz üzdü, biraz da gururlandım. Bu biyosanat diye geçiyor. Türkiye’de biyosanatı icra eden birkaç kişi var” dedi.

"Doğru Yöne Baktığınızda Güzeli Görüyorsunuz"

Emre Can Alagöz, insanların çektiği fotoğraflara hayretle bakmasından ilham alıyor. Alagöz, “Bu kadar korktuğum bir canlının, bu kadar tatlı olmasını hiç beklemiyordum’ gibi yorumlar alıyorum. Ben doğru baktığımızda bir canlının, iğrendiren ya da korkunç olabileceğine inanmıyorum. Bu bizim nereye baktığımızla ilgili. Orada bizim için, bizi aydınlatabilecek bir güzellik var. Sinek diye küçümseriz. Ama sinekten insanoğlunun üretemeyeceği ayrıntı fışkırıyor. Buna hayret ediyor, bu hayretimi de fotoğrafa yansıtıyorum. Başkalarını hayret etmesi bana ilham veriyor” dedi.

Aydınlık Gazetesi - 20.10.2017, Cuma (Özlem Konur Usta)